Gayri Medeni Tekno-Medeniyetin Şafağındaki Hesapların Çetelesi

11 Mar, 2026 | Faydalı Bilgiler, Ömer Özdinç Yazıları

Şu günlerde tanık olduğumuz savaşa dair çıkan küçük bir haber, teknoloji hakimiyetindeki dönüşümü ve bu dönüşüm tarafından şekillendirilecek bir çağa geçiş aşamasında olduğumuzu çarpıcı şekilde anlatıyor.

Ajanslara bir haber düştü. Buna göre İran’ın birkaç bin dolara mal olan Shahed (Şahit diyebiliriz herhalde) dronlarına milyonlarca dolar maliyetli füzelerle karşı koymaya çalışan ABD, Ukrayna’dan know-how (interceptor dron ve jammer sistemleri) transferi yapmaya çalışıyormuş. Sebebi de Rusya’nın Ukrayna Savaşında İran’dan aldığı bu dronları kullanması ve Ukrayna’nın da onlara karşı koymada uygun maliyetli bir kabiliyet geliştirmesi imiş.

Devam eden savaşın bir film senaryosuna daha çok yakışan absürtlüğü bu haberde de kendini gösteriyor. Savaş teknolojisine dair dünyada yapılan güç sıralamalarında ABD ve Rusya ilk iki sırayı alıyor hem de takipçilerine açık ara fark atarak. Tuhaf olan ise birinin dronları İran gibi “bilim ve teknoloji ekosistemi yeterince gelişmemiş” bir ülkeden ithal ediyor olması diğerinin ise, bu dronlarla başa çıkamadığı için, Ukrayna gibi savaş teknolojisi anlamında dünyada ön sıralarda yer almayan bir ülkeden bir şeyler öğrenmeye çalışması.

Sanırım bu resim yeni dönemi bize çok iyi yansıtıyor. Esasında Türkiye’nin bir İHA devine dönüşmesinin arkasına da aynı resmi yerleştirmek pekala mümkün. Artık etkili teknolojiler sadece devler liginde pişirilmiyor. Ve bu durum, geçmişte dev olmayanlar için, teknolojik üstünlüklere dayalı yeni fırsatlar sunuyor.

ABD’nin Hesabı

Şimdi de savaşın büyük fotoğrafını görmeye çalışalım (Öncelikle bir şerh düşeyim: Büyük fotoğraflar her zaman spekülatiftir):

Öyle görünüyor ki dünyanın sanayi ve teknoloji ağırlık merkezinin Çin’e kayma hızı arttıkça eski hegemonların maçtaki sertliği de artıyor. Batı dünyasının II. Dünya Savaşından beri “head quarter (HQ)”lığını üstlenen ABD önceki dönemden kalma, güce dayalı üstünlüğünü kaybetmeden –hazır kılıcı keskinken!– Çin’i cebren kontrol altında tutacağı araçları sağlama almaya çalışıyor. Çin sanayisinin şah damarları saydığı enerji, nadir elementler ve dış ticaret yollarının mutlak kontrolünü hedefliyor. Bu sayede eski sistemin temel sütunu konumundaki doların rezerv para olma işlevi de korunmuş olacak. Venezuela, Grönland ve İran da aynı fotoğrafın farklı bölgelerindeki tamamlayıcı enstantanelerden ibaret.

İran özelinde ekonomi dışı motivasyonlarla ekonomik motivasyonların at başı gittiği de yadsınmaz bir gerçek. İsrail hükümetinin politik hedeflerinin sürükleyici bir rol oynadığı aşikar. ABD başkanının tüccarlara has kısa yol tercihlerinin belirleyiciliği de… Venezuela’da başarılan İran’da başarılır mı? Kutsal bir ayda Şii’lerin dini liderini öldürerek bugüne kadar dini motivasyonlarla bölgesel bir güç haline gelmiş İran’ın teslim olacağına dair dahiyane (!) hesabın tutup tutmayacağını zaman gösterecek.

İran’ın Hesabı

İran’ın tepkisinin iki temel stratejiye dayandığını görüyoruz. Birincisi dünya ekonomisinin motoru konumundaki enerji arz güvenliğini ateşe vererek ve uluslararası mal dolaşımını zorlaştırarak kendisine merhamet duymayacak ülkelerin kendi menfaatleri için ABD yönetimine baskı yapmasına yol açmak. İkincisi de ABD’nin can ve mal kayıplarını artırarak benzer baskıyı ABD kamuoyunun yapmasını beklemek.

Birinci stratejinin başarısının ancak ABD’de de hayat pahalılığına yol açıp Amerikan halkının refahının etkilenmesine bağlı olduğunu düşünüyorum. İkinci baskı daha fazla işe yarayabilir. Bunu sönümlemek için dini duyguların yükseltilmesine yönelik fotoğrafların beyaz saraydan servis edilmeye başlandığını görüyoruz (dua ve kutsama seansları).

Ben başka bir faktörün de bu sürecin şekillenmesinde etkili olacağını düşünüyorum. Önceki yazılarımdan birinde, yakın gelecekte bölgesel ittifakların ağırlık kazanacağını öngördüğümden bahsetmiştim. Bunun için hatta “Simbiyotik Sanayi Havzaları” kavramını önermiştim. İran savaşında da bölge ülkelerinin birlikte hareket etmesi ve yaratıcı çözümler geliştirerek taraflar üzerinde baskı oluşturması savaşın gidişatı ve tarafların tutumları üzerinde eskiye nazaran daha etkili olacaktır.

Türkiye için Hesap

Savaşın Türkiye’ye muhtemel etkilerine gelirsek negatif etkilerin neredeyse kati, pozitif etkilerin ise spekülatif olduğunu söylemekle başlayalım. Uzun sürmesi durumunda savaşın muhtemel negatif etkilerinin başlıcalarını sıralayalım:

– Enerji arzında ithalata bağımlılık sebebiyle fiyatların artışının cari açığı artırması

–  Turizm gelirinin azalması sebebiyle yine cari açığın artması

–  Başta yakın komşularımız olmak üzere dış talepte yaşanacak daralmaya bağlı olarak ihracatın olumsuz etkilenmesi

–  Hammadde tedarikinde yaşanacak sıkıntılar sebebiyle tedarik zincirindeki aksamalara bağlı olarak yine ihracatın olumsuz etkilenmesi ve emtia fiyatlarının yükselmesiyle maliyetlerin artması

–  Navlun fiyatlarının artması sebebiyle maliyetlerin artması

–  Cari açığın artmasının kuru arttırması

–  Enerji ve navlun fiyatlarının artması sebebiyle enflasyonun artması

–  Enflasyonun artması ve küresel risklerin artması sebebiyle faizlerin düşürülmemesi ve yatırım ortamının iyileşmemesi

Tüm bunlara karşılık iki muhtemel pozitif etkinin gerçekleşmesi durumunda Türkiye ekonomik olarak birtakım avantajlara sahip olacaktır:

–          Savaş ortamının ülkeleri savunma sanayi harcamalarına yöneltmesi ve özellikle İHA’ların öneminin artmasından hareketle pazarın çok hızlı büyümesine bağlı olarak savunma sanayi ihracatının artması

–          Navlun fiyatlarının artışı ve dış ticaret yollarındaki sıkıntılar sebebiyle -pandemi döneminde olduğu gibi- Avrupa ve yakın bölgemizin taleplerini bize yöneltmeleri

Negatif etkilerin mi pozitif etkilerin mi daha ağır basacağını zaman gösterecektir. Her ne kadar şu an negatif etkilerin ağır basma ihtimali daha yüksek gibi gözükse de -pandemide durumun tersine işlediğini ve Türk sanayisinin pandemiden kapasitesini önemli ölçüde artırarak çıktığını gözlemlemiştik- tersi bir durumun yaşanması ihtimal dahilindedir.

“Medeniyet” için Hesap

Yeni dönemin bir karakterini belirtmeden geçemeyeceğim. Modern çağın temel iddialarından biri medenilikti. Batı dünyası dünya için yeni bir medeniyet inşa ediyordu ve bu medeniyetin aktörleri “barbar” değil “medeni”ydi. Sömürgeleştirme süreçlerindeki kıyımlar bile muhatapların medenileştirilmesi gereken “barbar” oluşlarıyla meşrulaştırıldı.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi değer ve yapılar bu medeniliği kurumsallaştıracaktı. Hatta ABD’nin kurucu belgesi olan Amerikan bağımsızlık bildirgesinde bile tüm insanların hakları ön plana çıkarılıyordu. Bugünkü gelişmelere baktığımızda ise yeni medeniyetin artık medeni olmayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Savaş başlatmak için dünya kamuoyunu ikna edecek gerekçelere ihtiyaç duyulmaması, müzakereler sürerken muhatabın bombalanması, bombalanan tarafın da misilleme kapsamında arabulucuyu dahi bombalaması bize gelecek dünyanın değerlerine dair önemli ipuçları veriyor. Medeni olmayı bir kenara bırakalım, anlaşılan, medeni görünme kaygısı bile güdülmeyecek bundan böyle.

Hoş, medenilik zaten daha ziyade medeni görünmekle alakalı olageldi hep. O yüzden medeni görünenlerin çoğu medeniliği hiçbir zaman telaffuz edilen manasıyla içselleştirmemişti. Medeni görünme sadece müreffeh ve rahat zamanların lüksüydü. Tek kutuplu dünyaların yanılsaması… İşler çetrefilleştikçe insan oğlunun sırtından attığı ilk yük medenilik oldu.

Gelecek dünyanın daha aydınlık olacağını müjdeleyerek yazıyı bitirmek isterdim ancak ne yazık ki yeni tekno-medeniyetimiz gayri medeni ve gayri insani bir karaktere, gözümüzün önünde, evriliyor.

Peki bu gidişatı durdurabilir miyiz?

Küresel düzeyde zor ama ulusal ve mikro düzeyde mümkün. Bunun için bir taraftan ülkemizin ekonomik, teknolojik, kültürel ve sosyal gelişimi için çabalayıp maddi ve gayri maddi demir kubbeler inşa etmeli diğer taraftan da herkes kendi evini yani küçük veya büyük cemiyetinin değerlerini muhafaza etmeli ve içinde yer aldığı kurumun, çevrenin insani özelliğini güçlendirmelidir

Bunun için muhtaç olduğumuz araçlar, kültürel hazinemizin derinliklerinde mevcuttur. Yeter ki gayretimizi ve dikkatimizi doğru yerlere sarf edelim.

Hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için aşağıdaki formu doldurarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Share This