İran’da hüküm süren Sasani hükümdarlarından I. Hüsrev bir gün ava çıkar.
Av gezintisi sırasında 80-90 yaşlarında bir ihtiyarın zeytin fidanı diktiğini görünce yanına yaklaşır.
“Ey ihtiyar!” der, “Bu ağacın tam meyveye durması 10-15 yıldan aşağı sürmez, sen bunun faydasını görebilecek misin?”
İhtiyar cevap verir: Ben benden öncekilerin diktiği ağaçlardan yedim. Şimdi de dikiyorum ki benden sonrakiler yesin!
Cevabı çok beğenen hükümdar askerlerine dönerek ihtiyara bir torba altın verilmesi talimatını verir. Bunun üzerine ihtiyar gülmeye başlar.
Hükümdar “Niye güldün ihtiyar?” diye sorar.
İhtiyar da “Fidanlar dikildikten yıllar sonra meyve verir. Benimki gördüğünüz gibi hemen verdi” der.
Bu söz de hükümdarın çok hoşuna gider ve bir torba altın daha verilmesini emreder.
İhtiyar tekrar güler. Hükümdar niye bir kez daha güldüğünü sorar.
İhtiyar “Zeytin ağaçları yılda bir kez mahsul verir, benimki peşin peşin iki mahsul verdi” diye yanıtlar.
Bu cevabı da çok beğenen hükümdar bir torba altın daha verilmesini ve “tüm altınlarımız bitmeden atları sürün!” diyerek kafilenin hareket etmesini emreder.
—
Zamanı aşmış tüm benzerleri gibi bu hikaye de farklı katmanlardan oluşan bir anlam zinciri içerir. “Homo economicus”u idealleştiren bugünün dünyası, yukarıdaki hikayenin alt katmanına nüfuz etmeyi biraz zorlaştırsa da anlamı çıkarmaya çalışalım:
“Yarınlar” ve “başkaları (toplum)” için harcanan çaba, amaçlanan faydayı hemen doğurmaz. Bu durumda “O zaman niye uğraşıyorsun?” sorusu kişinin peşini bırakmaz. Ne de olsa fizibiliteler çağındayız. Yatırımın geri dönüş süresi, iç karlılık oranı gibi parametreler kararlarımızın efendileri artık! Ekonomik olmayan eylemlerimiz bile “kendimize yatırım yapmak” içindir!
Elbette her canlı gibi insan da kısa vadeli yarara meyillidir. Ne var ki insanı diğer canlılardan ayıran, bireysel ihtiyaçlarını karşılamanın yanında görmeyebileceği yarınlar ve başkaları için sorumluluk bilinci taşıması ve bu yönde de çaba harcamasıdır. Çabanın sonuca ulaşıp ulaşmayacağından emin olmayabilir. Karşılığını görememe şüphesi bazen insanın motivasyonunu düşürür.
Hikaye, bu çabaların beklenmeyen kazanımlarına dikkat çeker. Bunların bir kısmı kişinin iç dünyasına yöneliktir. Bir kısmı da amacın farklı şekillerde gerçekleşmesine katkıda bulunur.
Peki hikaye bugünün dünyasından kimlere sesleniyor?
Biriminin kurumsallaşması ve uzun vadeli kapasite geliştirmesi için de uğraşan çalışan,
Öğrencilerinin yetişmesi ve gerçek sorunları çözecek araştırmalar için uğraşan hoca,
Toplumun uzun vadeli yararına göre politika geliştiren ve uygulayan bürokrat,
Sadece gelecek seçimi düşünmeyen siyasetçi,
Sektörün ve ekosistemin gelişimi için de uğraşan girişimci/yönetici/sorumlu,
Geliştirdiği teknolojilerin topluma yararlı olması için de uğraşan Ar-Ge’ci…
Buna benzer onlarca örnek sıralanabilir.
Hikayedeki ihtiyar aslında tüm bu kişilere bir çağrıda bulunuyor: Bu çabadan vazgeçmeyin!
