SİPARİŞE DAYALI AR-GE PROJELERİNDE HAK SAHİPLİĞİ VE AKTİFLEŞTİRME YAKLAŞIMI

11 May, 2026 | Emine Aydoğdu Yazıları, Faydalı Bilgiler

Ar-Ge/Tasarım Merkezlerinde yürütülen projeler işletmenin kendi ihtiyaçlarına yönelik olabileceği gibi müşteri talepleri doğrultusunda da proje faaliyetlerini içermektedir. Bu tür projelerde en kritik konuların başında ortaya çıkan çıktının kime ait olduğu ve buna bağlı olarak muhasebeleştirme ve teşvik uygulamalarının nasıl ele alınacağı gelmektedir.

Siparişe Dayalı Ar-Ge Nedir?

Ar-Ge veya Tasarım Merkezlerinin bir sözleşme kapsamında müşteri talebi doğrultusunda yürüttükleri projenin kapsamı, teknik hedefleri ve çıktıları kullanım esasları taraflar arasında belirlenen Ar-Ge, yenilik veya tasarım faaliyetleridir. Bu tür projeler müşteri ihtiyacına göre yeni bir ürün, süreç veya teknoloji geliştirmek amacıyla yürütülür.

Bu projeler, firmaların kendi bünyesinde yürüttükleri Ar-Ge/tasarım projelerinden farklı olarak ticari bir sözleşmeye dayanır ve genellikle proje çıktısının kullanım hakkı, mülkiyeti ve ekonomik getirisi sözleşme ile belirlenir. Bu nedenle siparişe dayalı Ar-Ge/tasarım faaliyetlerinde teknik çıktının kim adına geliştirildiği kadar bu çıktının ekonomik ve hukuki sahipliği de büyük önem taşımaktadır.

Uygulamada firmaların, siparişe dayalı projelerin vergisel boyutuna ilişkin tereddütlerini gidermek amacıyla Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan özelge talep ettikleri görülmektedir. Verilen özelgeler incelendiğinde soruların çoğunlukla “hakkın, siparişi verene devredilmesi durumunda Ar-Ge harcaması ve Ar-Ge indirimi nasıl hesaplanır?” çerçevesinde şekillendiği dikkat çekmektedir. Bu yaklaşım siparişe dayalı projelerde her durumda hakkın siparişi verene devredilmesi gerektiği yönünde genel bir değerlendirme oluşmasına yol açabilmektedir. Ancak 5746 sayılı kanun ve ilgili yönetmelik hükümlerinde hakkın mutlaka siparişi verene devredilmesi gerektiğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Nitekim uygulamada proje çıktısına ilişkin hakların Ar-Ge/Tasarım Merkezi bünyesinde kaldığı farklı yapıların da mümkün olduğu görülmektedir.

Hak Sahipliği: Firma mı, Siparişi Veren mi?

Bilgi, teknoloji veya ürün üzerindeki hakkın kimde kaldığı ayrımı muhasebe süreçlerini etkilemektedir.

Bu ayrım çoğu zaman sözleşme hükümleri üzerinden belirlenmektedir. Sözleşmede aşağıdaki unsurların özellikle açık ve net şekilde tanımlanması gerekmektedir;

  • Fikri ve sınai mülkiyet hakkının kime ait olduğu
  • Geliştirilen çıktının kullanım, çoğaltma ve ticarileştirme hakları
  • Lisanslama veya devir şartları
  • Proje sonrası teknik bilgi (know-how) kullanım sınırları

Proje çıktısında hak sahibi Ar-Ge/Tasarım Merkezi olsun veya olmasın;

  • Bu merkezler projede yer alan personelin ücretleri üzerinden hesaplanan gelir vergisi, sigorta primi ve damga vergisi teşviğinden faydalanmaktadır.
  • Sipariş verenin Türkiye’de gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyetinin olması durumunda Ar-Ge ve tasarım faaliyetlerine ilişkin olarak yapılan harcamaların sadece %50’si bu merkezler tarafından kalan %50’si ise siparişi veren tarafından gelir ve kurumlar vergisi beyannamesinde Ar-Ge ve tasarım indirimi olarak dikkate alınır. ​ Böyle bir durumda yapılan harcamanın %50’sini siparişi veren firmaya bildirme yükümlülüğü Ar-Ge merkezine aittir.
  • Sipariş verenin Türkiye’de gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyetinin olmaması halinde Ar-Ge veya tasarım harcamasının tamamı Ar-Ge veya tasarım merkezi tarafından indirilebilir. ​


Hak Sahipliğine Göre Muhasebeleştirme ve Aktifleştirme

Siparişe dayalı Ar-Ge/tasarım projelerinde muhasebe yaklaşımı doğrudan hak sahipliğine bağlı olarak değişmektedir.

1. Hak, Siparişi Veren Kuruluşta Kalıyorsa

Bu senaryoda Ar-Ge/tasarım faaliyetini yürüten firma açısından yapılan çalışmalar bir Ar-Ge/tasarım yatırımı değil hizmet üretimi niteliğindedir. Dolayısıyla yapılan harcamaların aktifleştirilmesi mümkün değildir.

Bu tür giderler doğrudan maliyet veya gider hesapları üzerinden muhasebeleştirilir ve proje kapsamında elde edilen gelir ile eşleştirilir. Yani klasik bir hizmet maliyeti – hizmet geliri ilişkisi söz konusudur.

Bu durumda:

  • 263 hesap kullanılmaz
  • Aktifleştirme yapılmaz
  • Proje çıktısı firmanın bilançosunda bir varlık olarak yer almaz.

2. Hak, Ar-Ge/Tasarım Merkezi Firmasında Kalıyorsa

Bu durumda yürütülen faaliyetler firmanın kendi Ar-Ge projesi olarak kabul edilir. Böyle bir durumda yapılan harcamalar için:

  • 263 hesap kullanılır
  • Aktifleştirme yapılır
  • Proje çıktısı firmanın bilançosunda bir varlık olarak yer alır

Aktifleştirilen bu giderler proje sonucunda ortaya çıkan ürün veya teknolojinin ekonomik ömrü boyunca amortismana tabi tutulur.

Proje başlangıcında sözleşme kurgusunun doğru yapılması hakların açık şekilde tanımlanması ve muhasebe yaklaşımının buna uygun olarak belirlenmesi gerekmektedir. Aksi durumda aktifleştirme hataları veya vergi incelemelerinde düzeltme gibi risklerle karşılaşılabilmektedir.

Hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için aşağıdaki formu doldurarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Share This