Ferman Padişahınsa Dağlar Bizimdir: Odaklanılacak Teknolojilerin Seçimi için Yeni Yaklaşım Önerisi

14 Eki, 2025 | Ömer Özdinç Yazıları, Faydalı Bilgiler

Macaristan asıllı bir Osmanlı ferdi olan ve azınlıklara ait olmayan ilk matbaayı kuran İbrahim Müteferrika 1732’de yayımladığı, siyasetname türündeki bir kitabında Batı’nın askeri düzenindeki teknikleri ele alır ve Osmanlı’nın savaşlarda yenilmemesi için benzer bir gelişim göstermesi gerektiğini söyler. Kitap, Avrupa’daki değişime dikkat kesilmemiz gerektiğini söyleyen ilk metinlerden biri sayılmaktadır.

Bu tarihten itibaren “Ne yapmamız gerektiği” sorusuna cevap ararken genellikle aynı yöntemi uyguluyoruz: Ya Avrupa ya da Uzakdoğu’da mesafe kat etmiş ülkelerin yaptıklarını biz de yaparsak onlar gibi gelişeceğimizi düşünüyoruz! Bunları söylerken de mevcut durumumuzu -istisnalar hariç- pek dikkate almıyoruz.

Oysa Müteferrika’nın kitabı dikkatli incelendiğinde birebir taklit önermediği görülür. Müteferrika öncelikle Osmanlı ordusunun adeta SWOT’unu yapar. Mukayeseyi -siz isterseniz adına benchmark da diyebilirsiniz- Avrupa ve Rusya -özellikle de nam-ı diğer Deli Petro’nun yaptıkları- ile yaparken bizim imkanlarımızı ve zayıflıklarımızı göz önünde bulundurarak önerilerini sıralar.

Bugün de önerilerimizi geliştirirken hem dünyadaki değişimi -bir anlamda fırsatları ve tehditleri- iyi okumalıyız hem de güçlü yanlarımıza yaslanarak ve zayıflıklarımızı dikkate alarak strateji belirlemeliyiz.

Örneğin çok büyük kaynak ve küresel ölçekte müşteri gerektiren “öncü” teknolojileri geliştirmek yerine toplam kar potansiyelinin küçüklüğü sebebiyle “teknofeodallerin” pek itibar etmeyeceği ve coğrafi bölgemizde ihtiyaç duyulan spesifik çözümlere odaklanabiliriz.

Yine Uzakdoğu’nun büyük ölçeklerde ürettiği ürünlere karşı, hizmet gerektiren ürünlere veya müşteriyle daha yakın diyalog gerektiren, kullanım senaryosuna özgü ürünlere daha fazla yönelebiliriz. Burada kastımın diğerleriyle ilişkimizi tamamen kesmek olmadığını tahmin edebilirsiniz. Sadece kısıtlı kaynaklarımızı bu alanlara daha fazla tahsis etmemizin faydalı olabileceğini söylüyorum. (Yine sektör bazında bu durumun farklılaşabileceğini de göz ardı etmiyorum.)

Tabii bu durumda tüm ekosistem mimarisinin bununla uyumlu olması gerekir. En başta da ABD’den ithal zihniyetten uzaklaşmalı ve unicorn potansiyelinde start-uplara dair hayalimizi dizginlemeliyiz. Yine girişim sermayesinin, teşviklerin, üniversitenin ve kapasite geliştirici politikaların da bu yaklaşımla hizalanması lazım.

Düz alanda etkili olan güçlü düzenli ordulara karşı sınırlarını bilen ve kendi esnekliği ve dağlara aşinalığından güç alan Dadaloğlu’nun söylediklerinden öğreneceklerimiz var. Ne demişti konar göçer Avşarları temsilen: “Ferman padişahın dağlar bizimdir”. Biz de bugünün teknoloji padişahlarına karşı güçlü olacağımız “dağlarımızın” arayışında olmalıyız.

Hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için aşağıdaki formu doldurarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Share This