Son dönemlerde vergi dairesi tarafından mükelleflerin beyan ettikleri beyannameler üzerinden bazı konuların özellikle incelendiğini duyuyor ve uygulamada buna şahit oluyoruz. Denetim konusu yapılan başlıklardan biri de vergi matrahını etkileyen kalemler başka bir ifadeyle indirim ve istisnalardır. Hazır konu buradayken Ar-Ge/Tasarım Merkezi ve Teknopark şirketlerinin yakından bildiği bir başlığı ele alalım: GSYF yükümlülüğü ve buna bağlı girişim sermayesi fonu indirimi. İndirimden bahsetmeden önce kısaca GSYF yükümlülüğünden bahsedelim.
GSYF Yükümlülüğü Nedir?
5746 sayılı Ar-Ge/Tasarım Merkezi mevzuatı ile 4691 sayılı Teknopark mevzuatı kapsamında faaliyet gösteren şirketlerin, kurumlar vergisi beyannamelerinde yararlandıkları indirim veya istisna tutarının belirli sınırları aşması halinde, bu tutar üzerinden belirlenen oranda fon ayırma yükümlülüğü bulunmaktadır.
10803 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenen güncel oran ve tutarlar şu şekildedir:
Asgari Ar-Ge/Tasarım Merkezi indirimi veya Teknopark istisna tutarı: 5.000.000 TL Fon yükümlülüğü oranı: %3 Azami fon tutarı: 100.000.000 TL
Bu kapsamda hesaplanan yatırım tutarının, geçici hesabın oluştuğu yılın sonuna kadar;
• Türkiye’de yerleşik girişimcilere yatırım yapmak üzere kurulmuş girişim sermayesi yatırım fonu paylarının satın alınması, • Girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına sermaye olarak konulması, • 4691 sayılı Kanun kapsamındaki kuluçka merkezlerinde faaliyette bulunan girişimcilere sermaye olarak aktarılması gerekmektedir.
Örneğin 2025 yılı kurumlar vergisi beyannamesi kapsamında oluşan yükümlülük için yatırım şartının 2026 yılı sonuna kadar yerine getirilmesi gerekecektir.
Belirtilen süre içinde yatırım şartının sağlanmaması halinde, yararlanılan indirim veya istisna tutarının %20’si ilgili yılda gelir veya kurumlar vergisi istisnasına konu edilemeyecektir. Bu tutar nedeniyle zamanında alınmayan vergilerin, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın tarh edileceği ayrıca belirtilmektedir.
Buraya kadar olan kısım pek çok şirketin aşina olduğu zorunlu fon uygulamasıdır. Diğer bir ifadeyle GSYF yükümlülüğü Ar-Ge/Tasarım Merkezi ve Teknopark şirketleri açısından bilinen bir başlıktır.
Ancak uygulamada dikkat çeken bir başka önemli konu daha bulunmaktadır: KVK 10/1-g ve VUK 325/A kapsamında girişim sermayesi fonu indirimi.
Girişim Sermayesi Fonu İndiriminin Vergisel Boyutu
Ar-Ge/Tasarım Merkezi ve Teknopark mevzuatı kapsamında fon ayırma belirli şartlarda zorunlu bir uygulama iken KVK 10/1-g kapsamındaki girişim sermayesi fonu indirimi ihtiyari bir vergisel avantaj olarak düzenlenmiştir.
KVK 10/1-g hükmü uyarınca VUK 325/A kapsamında girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarların, beyan edilen gelirin %10’unu aşmayan kısmı kurumlar vergisi matrahından indirilebilmektedir.
VUK 325/A kapsamında ise girişim sermayesi fonu olarak ayrılacak tutarın;
• Kurum kazancının veya beyan edilen gelirin %10’unu, • Öz sermayenin %20’sini aşmaması gerekmektedir.
Bu indirimin uygulanabilmesi için;
• Fon tutarının ilgili yıl için beyan edilen gelirin %10’unu ve öz sermayenin %20’sini aşmaması, • Bu iki şartın birlikte sağlanması, • Ayrılan fonun yıl sonuna kadar Türkiye’de kurulmuş veya kurulacak olan, SPK düzenleme ve denetimine tabi girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına veya girişim sermayesi yatırım fonlarına yönlendirilmesi, • Ayrılan fon tutarının ilgili yıl kurumlar vergisi beyannamesinde ayrıca gösterilmesi gerekmektedir.
Bu noktada önemli bir husus bulunmaktadır:
Mevcut düzenlemeler incelendiğinde Ar-Ge/Tasarım Merkezi veya Teknopark kapsamında zorunlu olarak ayrılan fon tutarının, KVK 10/1-g ve VUK 325/A hükümleri yönünden ayrıca değerlendirilmesine açıkça engel olan bir düzenlemeye rastlanmamaktadır.
Bununla birlikte uygulamada şirketlerin bu indirimi kullanma noktasında tereddüt yaşadığına rastlamaktayız.
Bu konuda idarenin aksi yönde bir değerlendirmesi bulunması halinde uygulamada tereddüt oluşmaması adına mevzuat veya ikincil düzenlemeler yoluyla konuya açıklık getirilmesi önem taşımaktadır. Aksi halde açık bir yasaklayıcı hüküm bulunmayan bir alanda yapılacak denetimler sonrasında mükellefler açısından geriye dönük düzeltme ve tarhiyat riskleri gündeme gelebilecektir.
