Türkiye’nin İnsan Kaynakları Stratejisi Açısından Üniversite Eğitimi

23 Eki, 2023 | Ömer Özdinç Yazıları, Yorum/Analiz

Dr. Ömer Özdinç

 

Toplum hayatında bazen belirli bir dönemin koşullarında rasyonel olan eğilimler, koşullar değiştiğinde artık makul olmamasına rağmen sürmeye devam eder. Bu durumda genel yönelimin akıntısına kapılmayan zihinlerin olaylara farklı açılardan bakması gerekir.

 

Üniversite mezuniyetinin başlı başına bir değer olduğu düşüncesi dünyadaki gelişmelere paralel bir şekilde ülkemizde de kökleşti. Oysa bugün üniversite eğitiminin kendi başına bir değer olup olmadığı, nicelik ve niteliğinin ne olması gerektiği enine boyuna yeniden tartışılmalı. Bu tartışmaları “Dünya ve Türkiye nereye gidiyor/gitmeli?” sorusundan bağımsız da yapmamalıyız.

 

Nüfus kayıt sistemindeki verilere göre 2008 yılında 25-30 yaş arası nüfusun içinde üniversite mezuniyeti oranı %12 iken 2015’te %32’ye, 2022’de ise %43’e ulaştı. Bu açıdan bakınca kısa sürede önemli bir mesafe katettiğimizi görüyoruz. OECD ülkeleri içinde son 10 yılda bu oranı en çok artıran ülkeyiz.

 

Peki Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu oran tam olarak kaç? Evet katma değerli sektörlerde üniversite mezunu oranının toplam istihdam içinde yüksek olduğunu biliyoruz. Bu sektörlerin büyümesi için akademik yetkinlikleri gelişmiş insan kaynağına ihtiyaç olduğu ortada.

 

Ne var ki Türkiye’nin aynı zamanda bir sanayi, turizm ve tarım ülkesi olduğunu da unutmamak gerekiyor (bir başka sanayi ülkesi olan Almanya’da yukarıda bahsettiğimiz bu oran %36, sanayi ve turizm ülkesi olan İtalya’da ise %28). Bugün imalatla uğraşan farklı sektörlerdeki birçok firma usta ve işçi bulamamaktan şikayetçi. Esnaf da çırak bulamamaktan yakınıyor.

 

Pandemi sürecinde politika yapıcılar ülkelerinin sadece yüksek teknoloji alanında değil, tarım başta olmak üzere birçok sektörde kendi kendine yetebilmesi gerektiği sonucuna vardılar. Dünyada zaten bir süredir küreselleşme taraftarları azalırken yerelleşme rüzgarı şiddetini arttırıyordu. Dolayısıyla geleceğin sanayi politikalarında artık tek kriter yüksek katma değer olmayacak!

 

Kitle üretimine dayalı endüstri toplumunun ihtiyaçlarına göre şekillenmiş mevcut yükseköğretim sisteminin bugünün ve geleceğin dünyasına ne derece hitap ettiği konusu da tartışılmayı bekleyen diğer bir husus.

 

Tüm bunları göz önünde bulundurarak dünyaya tek bir açıdan bakmayan, gerçekçi, bilimsel temellere dayanan, kendimize özgü, kapsamlı bir ULUSAL İNSAN KAYNAKLARI STRATEJİSİne ihtiyacımız var. Bu strateji doğrultusunda, diğer eğitim birimleriyle birlikte üniversite eğitiminin hem niceliğini hem de niteliğini yeniden gözden geçirmeliyiz.

 

Tabii bu, müfredat ve kontenjan belirlemenin ötesinde bir konu. Toplumun algısı/beklentisi, kültürel/sosyal normlar gibi hususların da bu süreçte dikkate alınması ve geliştirilecek politikaların bu alanları da kapsaması gerekiyor.

 

 

Hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için aşağıdaki formu doldurarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Share This