Dr. Ömer Özdinç
Avrupa Birliği gibi kurumların verdiği uluslararası Ar-Ge destekleri çoğunlukla bir finansman kaynağı olarak algılanıyor. Peki gerçekte bu desteklerin en besleyici işlevi finansman mı? Bu soruya doğru bir cevap verebilmek için bugünün dünyasında Ar-Ge’nin doğasını anlamak gerekiyor.
Bir Ar-Ge teşebbüsünün başarıya ulaşması için gerekli faktörler söz konusu olduğunda uzun bir liste yapmak mümkün. İyi bir ekipten tutun sabırlı sermayeye, teknik bilgiden pazar bilgisine, yenilikçi kültürden çevik örgüt yapısına birçok maddeyi listeye dahil edebiliriz. Peki bu listenin içinde hangilerinin marjinal faydası veya etkisi daha yüksek?
Ar-Ge ve inovasyon üzerine son yıllarda yapılan akademik çalışmalar, ülkemizde çok gündeme gelmeyen kavramları merkeze almaya başladı. Bu kavramlar içinde en çok öne çıkanlardan biri de “bilginin dolaşımı (circulation of knowledge)”. Kavramdan kastedileni biraz açmakta fayda var.
İster teknolojiye ister iş süreçlerine ister pazar ve tüketici davranışına dair olsun artık hiçbir bilgi türü durağan bir karakter arz etmiyor. Bu sebeple bir işletmenin yalnızca kendi bünyesinde biriktirdiği bilgiyle iş yapması, rekabetçilik için yeterli gelmemeye başladı. Bilginin bu akışkan karakteri artık biriktirilmesini değil, ona sağlıklı bir akış kazandırmayı zorunlu kılıyor. Bu noktada kurumların üstüne düşen, bilgiyle beslenmenin sürekliliğini sağlamaları ve bunun gerçekleşmesi için çevrelerini de beslemeleri. Zira vermeden almak zor!
Uluslararası Ar-Ge projelerinin aslında en önemli faydalarından biri, çok farklı coğrafyalarda ve farklı disiplinlerde serpilen bilgilerin dolaşımını sağlaması. Bu tür projelerde adeta bir bilgi tazyikine maruz kalınıyor. Bu tür projelerin farklı disiplinlerden faaliyetleri zorunlu kılması proje ortaklarını kendi disiplinlerinin dört duvarına sıkışmaktan kurtarıyor. Bunun dışında farklı kurumların ürettiği teknik bilgi, farklı ülkelerin pazar bilgileri, profesyonel iş yapış şekilleri, farklı inovasyon ve iş kültürleri farkında olmadan bünyenize sirayet edip, sizi tazeliyor ve zihninizde yeni kıvılcımların yanmasına zemin hazırlıyor.
Uluslararası projelere bu açıdan bakılırsa esas fayda görülmüş ve uzun vadeli kazanımlar elde edilmiş olur. Bu noktada ana mesele ekibin ve kuruluşun bu bilgilere hazır olmasında. Çünkü bilginin dolaşması tek başına yetmez, gelen bilgileri içselleştirebilen bir bünyeye de sahip olmak gerekir.
